Bebek (Yenidoğan) Bakımı - Hamilelik - Medical Park Gebelik Takibi

Bebek (Yenidoğan) Bakımı

Yenidoğan bebeğin görünümü çok farklıdır. Yüzü yuvarlak, başı geniş ve burnu basıktır. Vücut ısısı düşük ve göbeği düşmemiştir. Bebeğin derisi pembe ve yumuşaktır. Yenidoğan bebeklerde kas kontrolü oldukça zayıftır. Kas yapısı henüz yeterince gelişmemiştir. Yenidoğan bebeklerin başı diğer organlara göre daha büyüktür. Baş vücudun yaklaşık 1 / 4’ü oranındadır. İskelet yapısı ise yumuşak ve esnektir. Vücuttaki bazı kemikler yeterince sertleşmemiştir. gebelik Baş çevresi 35 cm. civarındadır. Baş kemikleri arasında boşluklar vardır. Bu boşluklara bıngıldak adı verilmektedir. Bu bıngıldaklar doğumun kolaylaşmasına yardımcı olur. Bebeğin kafasında altı tane bıngıldak vardır ve en önemlisi tam tepedekidir. Bunlar 12-18 ay civarında kapanır. Zamanında doğan bebeklerde ortalama boy; 50 ile 53 cm arası, kilo; 2,5-4 kilogram arasıdır. Kız çocukları erkeklere oranla daha kısa ve zayıf doğmaktadır. Yenidoğan bebeklerde sinir sistemi yeterince gelişmemiştir ve tepkilerin çoğu refleks eylemler ile gerçekleştirilir. Solunum kasları henüz gelişmediğinden solunum hızlıdır. Dakikada solunum sayısı; 40-60 arasıdır. Ortalama vücut ısısı 37° C’dir. Yenidoğanda kalp atışı hızlıdır; dakikada 120 ila 150 arasında değişir. Yenidoğanda beyin gelişimi hızlıdır. Doğumdan itibaren bebekte bazı duyular iyi gelişmiştir. Bunların başında işitme duyusu yer alır. Seslere karşı bebekler hareketlerle karşılık verir. Tat alma ve koku alma duyusu da iyi gelişmiştir.

Yenidoğan döneminde derinin rengine dikkat edilmelidir. Solukluk genellikle kansızlık (anemi) nedeniyledir. Sarılığın en önemli nedeni hiperbilirubinemidir. Hiperpigmentasyon (koyu renkli deri bölgesi-özellikle erkek bebeklerde genital bölgede) hormonal bozukluğun (adrenogenital sendromun) ilk bulgusu olabilir. Yenidoğan döneminde her çeşit hemangiom (kan damarı genişlemesi) bulunabilir. Soluk kırmızı renkte, özellikle alın, boynun ön yüzü, burun kökü, göz kapakları gibi yerleşim gösteren bu lezyonlar bebek birkaç aylık olunca solmaya başlar ve bir yaşına doğru hemen hemen tamamen kaybolurlar.

Bebek anne karnında iken derisini koruyan beyaz renkte, peynirimsi kıvamdaki maddeye verniks kazeoza denir. Bebeği soğuk, kuruluk ve enfeksiyona karşı korur.

Bebeklerde özellikle yüz, kulak kepçesi, omuz ve sırtta bulunan ince, geçici kıllara lanugo denir. Bir süre sonra bu ince kıllar dökülürler. Bebeklerin yüzlerindeki milia ve miliaria’nın enfekte deri lezyonlarından ayırt edilmesi gerekir. Milia; ter bezlerinin tıkanması ve gerilmesi ile ortaya çıkan toplu iğne başı büyüklüğünde, sarımsı-beyaz renkte, genellikle küçük gruplar halinde bulunan, çok ince duvarlı lezyonlardır. Miliaria (isilik); ise havanın çok sıcak olmasına veya bebeğin aşırı örtülmesine bağlı olarak ter bezlerinin gerilmesiyle meydana gelen toplu iğne başı büyüklüğünde, kırmızı-pembe renkteki deri lezyonlarıdır.

Deride dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan ve bir mermerin üzerindeki çizgilenmeler gibi kırmızı-mor renkteki çizgilenmelere; kutis marmoratus denir.

A. Görme ve İşitme:

Doğumda bulunmakla birlikte, bebeğin annesinin yüzüne bakması ikinci ayda belirginleşir. Bebek, cisimleri üçüncü aydan itibaren izlemeye başlar. Görme keskinliği en erken altıncı ayda erişkin düzeyine ulaşmaktadır. Yenidoğan bebeklere kırmızı refle testi yapılmalıdır. Şaşılık, veya göz kayması gözlerin farklı yönlere bakmasıdır. İlk birkaç ay normal kabul edilebilir. Dördüncü aydan sonra olan kaymalarda mutlaka göz hekimine danışılmalıdır.

Bebeklerde doğumla birlikte işitme mevcuttur. İşitme kaybı erken dönemde tanımlanıp, tedavi edilmediğinde, konuşma ve dil gelişimi zarar görebilir. İşitme kaybı, 1000 canlı doğumda 1-3 sıklıkla en yaygın görülen doğumsal defekttir. Bu oran işitme kaybının geç tanısının kabul edilemez olduğuna işaret etmektedir. Ülkemizde sağlık kuruluşlarında doğan tüm bebeklere işitme testi yapılmaktadır.

B. Bebekler Neden Ağlar?

Ağlama çoğu zaman bebeğin derdini çevresine tek anlatma yoludur.

a) Açlık; Ağlamaya neden olan en önemli nedenlerdendir.
b) Kirli alt bezi; Uzun süre altının kirli veya ıslak kalması tahrişe neden olur ve bebeği rahatsız eder. Bebeğin altı sık kontrol edilmeli, bezi ıslak veya kirli ise değiştirilmelidir.
c) Sıcak veya soğuk; Bebekler ortam ısısına uygun giydirilmelidir. Uyurken üzerine ince bir battaniye veya yorgan örtülmesi yeterlidir.
d) Terkedilmiş duygusu; Bunu ortadan kaldırmak için bebek birkaç hafta anne-babanın odasına alınabilir. Herhangi bir oyuncak yanında bırakılarak, bebeğin rahatlaması ve uyuması sağlanabilir.
e) Sevgi ve ilişki ihtiyacı; Bebekler dokunulmaktan, kucağa alınmaktan, masajdan ve konuşulmaktan keyif alırlar.
f) Karın ağrısı; Annelerin yediği yiyecekler bazen bebeğin huzursuz olmasına neden olur. Ayrıca kafein, çay ve kolalar süte geçerek bebeği rahatsız eder. Anne sigara içiyorsa veya başkaları annenin yanında sigara içiyorsa bu da bebeğin çok ağlamasına neden olabilmektedir.
g) Gaz sancısı; Bebekler bazen günün belli zamanlarında, özellikle akşamları sürekli ağlar. Tıpkı karın ağrısı varmış gibi, ayaklarını kendine çeker, emecekmiş gibi hareket eder ama onu rahatlatmak çok zordur. Nedeni kesin değildir ve buna kolik denir. Kolik ağlamaları bebek 4-5 aylık olduğunda azalacaktır. Anne sakin olmalıdır.
h) Yorgunluk (Çok fazla ziyaretçi): Bir bebek sürekli ağlamaya başlarsa, özellikle de daha önce böyle ağlamamışsa, bu bir hastalık belirtisi olabilir. Orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi durumlarda ağlama hastalığın ilk bulgusu olabilir.

C. Bebeklerde Yatış Pozisyonları

Bebekler yataklarına, yatağın ayak ucuna yakın, yüzü açıkta kalacak şekilde üzeri örtülmüş ve sırtüstü olacak şekilde yatırılmalıdır. Yüzüstü yatış pozisyonu bebekler için tercih edilmez. Bebek beslendikten hemen sonra ve gazı çıkarılmadan yatırıldıysa veya beslendikten sonra sıkça kusma alışkanlığı varsa, yatağına yan yatırılmalıdır. Bu durumda yüz üstüne dönmediği kontrol edilmelidir. Bebeğin yastıkla yatması doğru değildir. Bebeğin iyi uyuyabilmek için mutlak sessizliğe ve karanlığa ihtiyacı yoktur. Daha sonra geceyi öğretmek için, gece uykularında odanın loş veya karanlık olması daha doğrudur.

D. Yenidoğanlarda Kilo

Ağırlık; büyümenin değerlendirilmesinde en çok kullanılan ölçümdür. Ağırlık ölçümleri, çocuğun kalın giysileri çıkarılmış olarak tercihen çıplak durumda iken yapılmalıdır. Her ölçümden önce terazinin hassas şekilde ayarlanması gerekmektedir. Yenidoğan bir bebeğin vücut ağırlığu ortalama 3200 gramdır (2500-4000 gram). Doğumu takip eden ilk günlerde vücut sıvısının azalmasına bağlı olarak vücut ağırlığında yüzde 5-6 oranında azalma olur. Bundan sonra ilk altı ayda 20-30 gram /gün olan vücut ağırlığı artış hızında, 6-12 aylar arasında hafif azalma olur. Vücut ağırlığındaki bu artış hızı göz önünde bulundurulduğunda, beş aylık bir bebeğin vücut ağırlığının doğum ağırlığının iki katı, bir yaşında üç katı, iki yaşında ise dört katı olduğunu söyleyebiliriz.

E. Oda Isısı

Oda sıcaklığı 22-24 ° C arasında tutulmalıdır. Odanın güneş alıyor olması, her gün yeterli bir şekilde en az 15 dakika havalandırılması gerekir. Bu işlerin kış günü dışarıdaki hava kirliliğinin az olduğu bir saatte yapılması uygundur. Üst solunum yollarının tıkanmaması için odanın nemlendirilmesi mutlaka gereklidir.

F. Sarılığa Dikkat!

Yenidoğanda sarılık, en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. İlk hafta içinde zamanında doğmuş bebeklerin yaklaşık yüzde 50’sinde, erken doğan bebeklerin yüzde 85’inde sarılık ortaya çıkar. Yenidoğanda sarılığın nedeni bebeğin kanında bilirubin denen bir maddenin fazlalaşmasıdır. El ve ayaklara kadar inmiş sarılıkta bilirubinin 20 mg /dl civarında olduğu düşünülür. Ancak bu değerlendirme klinik deneyim gerektirir ve yanılmalara neden olabilir. Bu nedenle şüpheli her durumda laboratuarda kanda bilirubin ölçtürmek en uygunudur.

Fizyolojik sarılık nedir? Yenidoğan bebeklerin bir çoğunda bilirubin düzeyleri yükselir. Bu geçici yükselmeye fizyolojik sarılık denir. Erken doğan bebeklerde sarılık daha sık ve şiddetli görülür. Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki 2-3. günlerde ortaya çıkar ve 7-10 günde kaybolur. Erken doğan bebeklerde sarılığın ortaya çıkması daha geç olurken kaybolması da geç olur. Kaybolma en son göz aklarında olur. Fizyolojik sarılıkta bilirubin düzeyleri zamanında doğanlarda 12mg/dl yi, erken doğanlarda 15mg/dl yi geçmez.

Fizyolojik olmayan (tehlikeli) sarılıklar: En başta kan uyuşmazlığına bağlı sarılıklar görülür. Kan hücrelerinin bazı yapısal bozuklukları da sarılığa neden olabilir. Yenidoğan sarılığı tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak çok fazla artmış bilirubin beyine geçerek kalıcı harabiyet yaptığından hekim tarafından dikkatle izlenmesi gereklidir.

Sarılığın tedavisi: Sarılığın tedavisi bilirubin yüksekliğine yol açan sebebi ortadan kaldırmaya ve beyin harabiyetini önlemeye yöneliktir. Bilirubin düzeylerini, belirlenen düzeylerin altında tutmak için öncelikle bebeğin yeterli sıvı ve kalori almasını sağlamak gerekir. En sık fototerapi denen ışık tedavisi uygulanır. Bu tedavi ile bilirubin, ışık etkisi ile vücuttan kolay atılabilen, suda erir hale getirilir. Zamanında doğan bir bebekte, fototerapi, bilirubin düzeyi 15 mg/dl yi aştığında uygulanır. Tedavide son basamak kan değişimidir. Kan değişimi genellikle kan düzeyi 20 mg/dl yi aştığında uygulanırsa da, kan değişimi için konulan sınırlar bebeğin doğum haftasına, doğum kilosuna, sarılığın nedenine ve bebekte mevcut ilave hastalıkların varlığına bağlı olarak değişmektedir.

G. Bebeklerde Banyo

Yenidoğan bebeğin herhangi bir sağlık sorunu yoksa ve bulunduğu ortamın düzeni sağlanmış ise banyo yaptırılmasında herhangi bir sakınca yoktur. Göbek düşene kadar ve sonraki 1-2 gün bebeğinizi akan suyun altında yıkamanız önemli. Böylece su vücudundan akıp gideceği için göbeğin kirli su ile temasını ve enfeksiyon riskini azaltmış olursunuz. Eğer hava şartları ve evinizin sıcaklığı uygun ise bebeğe her gün banyo yaptırabilirsiniz. Çünkü banyo, bebeğinizin rahatlaması ve gelişimi açısından önemlidir. Ancak şartlar uygun değilse gün aşırı banyo yaptırabilirsiniz. Bebeğinizin banyosunu yaptıracağınız ortamın ve kullanacağınız malzemelerin temiz ve sadece ona ait olmasına özen göstermelisiniz.

İlk banyolar için kaynatılıp ılıtılmış su kullanmanız, yine enfeksiyonu önlemek açısından önemlidir.

Bebeğinizin banyosunu yaptıracağınız ortamın ısısını 24-25° C ye arttırabilirsiniz. Bebeğinizin banyosunu emzirmeden önce, karnı açken yaptırmalısınız. Karnı toksa, tutuş pozisyonunuza bağlı olarak kusabilir.

Banyo için genelde akşam saatlerini tercih etmelisiniz. Böylece bebeğiniz geceyi daha sakin ve uyuyarak geçirir, siz de dinlenmek için vakit bulmuş olursunuz. Ayrıca gece gaz sancılarını gidermek ve bebeğinizi rahatlatmak için banyo çok yararlı olacaktır.

Kullanacağınız suyun sıcaklığı vücut ısısı ile aynı, yani 36.5-37° C olmalıdır. Bebeklerin cildi çok hassas ve ince olduğu için, daha yüksek sıcaklıklar yanıklara sebep olabilir.

Bebeğinizi sol elinizin üzerine yüz üstü pozisyonunda yatırın. Baş parmağınız sol koltuk altında, işaret parmağınız boynun hemen altında omuzlarını destekleyecek şekilde, orta, yüzük ve küçük parmağınız ise sağ kolunu kavrayacak şekilde koltuk altında olmalıdır. Bebeğin başı ve bacakları elinizin üzerinden aşağıya doğru sarkmalıdır. Ancak, kayıp düşmesini önlemek için bebeğinizin ayakları ile küvet arasında çok az mesafe olmalı. Bu pozisyonda özellikle başın aşağıya doğru duruşu önemlidir. Böylece bebeğinizin başını yıkarken suyun kulaklarına, ağzına ya da burnuna kaçmasını önlemiş olursunuz.

Uygun pozisyon sağladıktan sonra, seri ancak telaşsız hareketlerle bebeğinizin vücudunu ıslatın ve bebekler için uygun olan herhangi bir bebek şampuanını vücuduna az miktarda dökerek köpürtün. Serbest olan elinizle sırtını, kollarını, bacaklarını, ayaklarını, karnını ve göğsünü bebeğinizi kavradığınız elinizi çekmeden yavaşça ovarak yıkayın. Sonra ensesinden aşağıya doğru bolca su dökerek cildini durulayın. Daha sonra başının tam üstünden su dökün ve saçını şampuanlayarak köpürtün. Parmak uçlarınızla hafifçe ovarak yıkayın ve daha sonra yine başını tam üstünden bolca su dökerek iyice durulayın.

Bebeğinizin cildi kuruysa son durulama suyundan önce bir kabın içinde sulandırdığınız bebek yağını, tüm vücuduna dökün ve sonra sadece su dökerek fazla yağı cildinden akıtın.
Banyo bittikten sonra bebeğinizi önceden ısıttığınız havlunun üzerine yan yatırın ve havlu ile sarın.

Öncelikle bebeğinizin başından başlayarak (bebekler en çok başlarından ısı kaybederler), tüm vücudunu çok sert olmayan hareketlerle yukarıdan aşağıya doğru ve özellikle deri kıvrımları ve eklem yerleri nemli kalmayacak şekilde seri olarak kurulayın. Daha sonra bebeğinizi hava şartlarına ve evinizin ısısına uygun olarak çok kalın olmamak kaydıyla giydirin. Banyo sonrası başına mutlaka yumuşak penye bir başlık takmanız yararlı olur.

Göbek düştükten 1-2 gün sonra ise bebeğinizi bir küvet içine yada file üzerine yatırarak banyo yaptırabilirsiniz. Göbek düştükten sonra banyo zamanı daha eğlenceli hale geliyor. Artık bebeğinizi küvetinde, onun da su ve köpükle oynamasına izin vererek yıkayabilirsiniz.
Eğer bebek küveti veya file yerine kendi banyonuzda yıkamayı tercih ediyorsanız bebeğinizin kaymasını önlemek için mutlaka bir banyo plastiği kullanın. Bebeğinizi banyo veya küvetin içinde bir saniye bile yalnız bırakmayın. Eğer unuttuğunuz bir şey varsa, bebeğinizi banyodan çıkartıp bir havluya sarın ve eksiğinizi ancak bundan sonra tamamlayın.

Küvete biraz su doldurup sıcaklığını kontrol ettikten sonra bebeğinizin önce ayaklarını, daha sonra bütün vücudunu suya sokun, ancak bir elinizle her zaman başını ve boynunu desteklemeyi unutmayın. Serbest elinizle bebeğinizi sabunlayıp yıkarken, bir yandan da kendini güvende hissetmesi için onunla konuşmayı ihmal etmeyin. Vücudunu duruladıktan sonra önce başını tuttuğunuz elinizin avucuna biraz şampuan dökün. Sonra başını diğer elinizle destekleyip, şampuanlı elinizle de saçlarını hafifçe yıkayın. Saçı çoğaldığında ise bir kaba doldurduğunuz suyu dökerek, kulağına su kaçırmadan saçlarını durulayabilirsiniz.

Her zaman sadece bebeklere özel şampuan ve sabunları kullanın. Yetişkin sabun ve şampuanları bebeğinizin gözlerini yakacağı gibi içinde bulunan kimyasallar onun narin cildi için de zararlıdır. Bebeğiniz banyonun içindeyken kesinlikle sıcak su eklemeyin.

H. Alt Değiştirme

Alt değiştirme yenidoğan için hızlı ve pratik bir şekilde yapılmalıdır. Öncesinde malzemeler tam olarak elinizin altında hazır tutulmalıdır. Altı açılan bebek rahatlayacağı için idrarını yapmaya devam edecek veya bacakları serbest kaldığı için hareket etmeye başlayacaktır. Alt temizliği için özellikle ilk haftalarda ılık su ve pamuk kullanılmalı, temizlik önden-arkaya yapılmalıdır. Bebeği pişikten korumak için derinin kuru tutulması, kuruluğu sağlamak için alt yıkama sonrası bez bölgesinin bir süre açık bırakılması, sık bez değişimi ve vazelin gibi ıslaklığın deride temasını önleyici nemlendirici kullanımı ve asidik deri pH’ının bozulmaması gibi önlemler çoğu kez yeterlidir. Pişik olan bebeklerde dışkılama sonrası bölge su ve asidik pH’lı sabun ile yıkanarak temizlenmeli, deri kuruduktan sonra çinko oksit içeren kremler kullanılmalıdır.

I. Göbek Bakımı

Yenidoğanın göbeği enfeksiyon ajanlarının vücuda giriş yerlerinin en önemlilerindendir. Bu nedenle uygun göbek bakımı enfeksiyon sıklığını önemli derecede azaltır. Göbek kordonu bakımı çoğu zaman kolaydır. Önemli olan bu bölgenin kuru ve temiz tutulmasıdır. Henüz kesilmiş göbek kordonu ilk birkaç gün boyunca şişmiş ve jel görünümünde olabilir. Birkaç gün içinde kurumaya, büzülmeye ve kararmaya başlayacaktır. Ortalama 1-3 hafta içinde düşecektir. Açık bir yara görünümünde olduğu için mikroplanmaya hazır olan göbek kordonu kalıntısını tamamen iyileşip, üstü kapanıncaya kadar takip etmek gerekir.

Hastanede kaldığınız sürece bebek hemşiresi göbek kordonu temizliğini yapacaktır. Evinize çıkarken de bu bakımın nasıl olacağı size gösterilecektir. Size önerilen antiseptik bir solüsyonla (sıklıkla yüzde 70’lik alkol) bu bölgenin temizlenmesi gerekir. Alkolün etkinliği diğer ajanlara göre (povidon-iyot, polimiksin, klorheksidin) zayıf olmakla beraber, göbek kordonunun kuru kalmasını sağlayıcı özelliği vardır. Göbek kordonu çıkıntısını incitmeden tutarak, göbeğin etrafındaki kıvrımlara doğru temizleyin. Temizleme işlemini yaparken ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Steril gazlı bez kullanın. Pamuk kullanmaktan kaçının. Yumuşak hareketlerle silin. Bölgenin ıslak ve nemli kalmaması gerekir. Göbek kordonu ne kadar çok hava alır ve kuru olursa iyileşme süresi o kadar çabuk hızlanır. Bebeği bezlerken bezin ön tarafını aşağıya katlayarak bölgenin hava almasını sağlayın. İdrarla temas etmemesine dikkat edin. Gerekirse bebeğin giysisini yukarıya sıyırabilirsiniz. Kordonun düştüğü gün birkaç damla kan görülebilir. Bu normal bir durumdur. Kordonu tahriş edecek şeyler sürmeyin. Üstünü kalın bez ya da plastik yapışkanlarla kapamayın. İyileşmekte olan kordonlar normalde olduklarından daha kötü kokup, görünebilirler.

J. Giydirme

Zamanında doğmuş sağlıklı bir bebek bezlenerek giydirilmelidir. Geçiş döneminde çift battaniye ile sarılması gereken bebek, 24 saatlik olduktan sonra tek battaniye ile normal ısısını idame ettirebilir. Giysiler kolay giydirilip çıkartılabilmeye olanak verecek özellikte, yumuşak, alerjen olmayan, tüy veya toz çıkarmayan yapıda olmalıdır. Giysiler alerjik olmayan sabun veya sabun tozu gibi temizleyiciler ile yıkanmalıdır. Giysilerin üzerine kancalı iğne, toplu iğne, nazar boncuğu veya takı gibi bebeğe zarar verebilecek veya bebeğin ağzına koyup yutabileceği cisimler takılmamalıdır.